Abant Kahvaltı Tavsiyesi: Bir Dostun Önerisi Gibi
> İyi bir tavsiye, listeden değil; oturulan masadan gelir.
Geçen hafta bir arkadaş aradı. "Pazar Abant'a gidiyoruz, kahvaltı için nereyi önerirsin?" dedi. Telefonda anlatmaya başladım, sonra fark ettim ki söyleyeceklerim bir mesaja sığmıyor. O yüzden burada, sana da aynı şeyi anlatıyorum. Liste değil bu, internette zaten yüzlercesi var. Bu, masaya oturmuş birinin notu.
Önce şunu netleştirelim: Abant mı, Bolu Dağı mı?
İlk söyleyeceğim şey biraz tuhaf gelebilir. Abant'a kahvaltıya gitmeyi düşünüyorsan, kararını gölü gördükten sonra ver. Çünkü çoğu kişi Abant deyince göl kıyısındaki o manzaralı masaları hayal eder, oraya kilitlenir. Manzara gerçekten güzel — sabah suyun üstüne çöken sis, ortası masalsı bir görüntü. Ama o manzaranın bir bedeli var ve bazen o bedel tabaktan çıkıyor.
Benim tavsiyem şu: Gölü sabah sakinken gez, faytona bin ya da kıyıda yürü, sonra kahvaltı için biraz aşağıya, Bolu Dağı'nın orman içi mekanlarına in. Hem cüzdan hem mide daha memnun kalıyor. Ama "ben manzaraya karşı yemek istiyorum, parası önemli değil" diyorsan, o da senin bileceğin iş — aşağıda ona göre de bir şeyler var.
Göl kıyısında oturacaksan
Abant Gölü Tabiat Parkı sabah 08:30'da açılıyor, akşam 21:00'a kadar açık. Araçla girişte küçük bir park ücreti var, çok değil. Erken gidersen hem kalabalığa yakalanmazsın hem de göl en güzel halinde olur.
Göl girişindeki bağımsız restoranlar serpme kahvaltı veriyor. Burada karşına çıkacak şeyler aşağı yukarı belli: manda kaymağı, dağ çileği reçeli, Çerkez ve Abaza peyniri gibi yöresel peynirler, tereyağı, yöresel sucuk, köz biber. İyi bir serpme kahvaltıda bunları görmen lazım. Eğer karşına paketli ürünler, market peyniri çıkıyorsa — manzaranın parasını ödüyorsun demektir, kahvaltının değil.
Bir de şu: göl kıyısı mekanlarının çoğu kalabalık, özellikle hafta sonu. Sessiz bir sabah arıyorsan, oraya gidip bulamayabilirsin. Bunu baştan bil ki hayal kırıklığı yaşama.
Asıl önerim: ormanın içine in
Sana asıl tavsiye edeceğim yer burası. Bolu Dağı'nın orman içi kahvaltı evleri, Abant'ın manzaralı masalarının yapamadığı bir şeyi yapıyor — sana sabahı geri veriyor. Çam kokusu, ahşap bir masa, yan masadan gelmeyen gürültü.
Buradaki kahvaltının yıldızı genellikle kuymak oluyor. Mısır unu, tereyağı ve peynirin bakır tavada uzun uzun karıştırılmasıyla yapılıyor; sıcak gelir, hemen ye. Yanında köy yumurtası, gerçek bal, ev reçelleri olur. Bu masada manzara yerine lezzet konuşuyor ve bence değişim sana iyi gelecek.
Eğer ilk kez gidiyorsan ve nereden başlayacağını bilmiyorsan, daha önce yazdığım tek başına Bolu Dağı kahvaltısı notuna da göz at — yalnız gidenler için ufak ipuçları var, kalabalık gidenlere de yarar.
Zamanlama: erken kalk, pişman olma
Tavsiyelerin en önemlisi bu. Abant da, Bolu Dağı da sabahın erken saatinde bambaşka. Saat dokuzu geçtikten sonra her şey kalabalıklaşıyor, masalar doluyor, o huzur dağılıyor.
- Benim formülüm:
- 07:00–08:00 arası yola çık
- Göle ulaş, sis varsa kaçırma — kısa sürer
- Faytonla ya da yürüyerek kıyıyı dolaş, yarım saat yeter
- 09:00 civarı kahvaltı masasına otur
Bu sıralamayla gidersen hem manzaranın en iyi halini görüyorsun hem de kahvaltıya iştahla oturuyorsun. Sabahın o ilk saatlerini neden bu kadar önemsediğimi merak edersen, sabaha karşı Bolu Dağı yazısında uzun uzun anlatmıştım.
Birkaç küçük not, dostça
Telefonda arkadaşa söylediğim son birkaç şey vardı, onları da buraya bırakayım:
Son söz
Sana verebileceğim en dürüst tavsiye şu: Abant'ı bir "yapılacaklar listesi" gibi değil, bir sabah gibi düşün. Gölü gör, sisi yakala, sonra ormanın içinde sıcak bir tabağın başına otur. Pahalı olan değil, doğru zamanda doğru yerde oturulan kahvaltı iyi kahvaltıdır.
Arkadaşıma da aynısını söyledim. Pazar günü gitti, akşam mesaj attı: "Haklıymışsın." Bundan güzel bir geri dönüş olamaz.
Sen de git, kendi sabahını bul — sonra bana da anlatırsın.Sofra Notu
Bolu Dağı'nda sabah sofrası arıyorsan, İbrahim'in Yeri Bakacak mevkiinde 1989'dan beri açık. Klasiklerden.